Ana içeriğe atla

Mavili Can

     Merhaba :) Güpgüzel neşe dolu umut dolu bir hafta olmasını umarak başlıyorum yazıma :)
     Bugün sizlere bir kitap ve yazarından bahsetmek istiyorum.Kitabımızın adı John Of God şifanın eli inan ki olsun.Masmavi bulutların arasından sızan ışınların süslediği iç açıcı bir kitap kapağı.Ve yazarı yüzüne bakınca bile pozitifliğini hissettiğiniz Can Aydoğmuş.
     Öncelikle kendisini nasıl öğrendiğimi söylemek istiyorum size.Büyükannem her bayan gibi odasında Derya Baykal'ı izlerken bir konuşmayı ister istemez dinleme başladım.İlgimi çekti ve akşam oturup izleyeyim dedim.Akşam açtım tekrarından izledim Can'ı.Anlattıkları benim küçüklüğümden beri savunduğum bir şekilde bildiğim düşüncelerdi.Tam bendendi.Yaşanmışlıkları,içinden çıkışı ve başarısı beni çok etkiledi.Başta kitabını almak istememiştim.Çünkü kişisel gelişim kitaplarını hiçbir zaman sevemedim.Önce insanın kendi içinde çözmesi lazım okumakla bir şeyler olmaz derdim.Ama Can ilginçti,bilgiliydi.Ve kitabını almaya değer dedim.Yaşadığım şehirdeki kitapçılarda 1 ay kitabını bulamadım.İnternet sitesinde ise tükenmişti.D&R de bir süre sonra tekrar şansımı denedim gitmeden arayıp ayırtayım ev uzak boşuna çıkmayayım dedim.Ve ben ararken son kalan kitap satılıyormuş.Tesadüfen başka bir yerde gezerken ikinci kitabı olan sözünü ettiğim kitabı buldum ve kaptım direk :)
     Kitap bir rehber gibi.Size ufak notlarla John Of God'a giden yolda nasıl ilerlemeniz gerektiğini anlatan bir rehber.ruhunuzda açık kalan,ve dolmadığını hissettiğiniz bir boşluk varsa,bir şeyleri anlamlandıramıyor ve üstesinden gelemiyorsanız Can Aydoğmuş'u ve tabii ki John Of God'ı araştırmanızı tavsiye ediyorum.Gidenlerin nasıl şifalandığına dair birebir ağızdan anlatılarda var.Bu benim buradan anlatmamla olabilecek bir şey değil çoğumuz için ve şüpheci insan beyni için.
     Benim diyeceğim şu ki bu kitap ve sevgili yazarı işi biliyor.Akışına bırakmayı,isteyip,inanıp,şükretmeyi biliyor,öğrenmiş.hepimizin öğrenmesi gereken bir şey.Ve tabii ki uygulaması.
     Peki neden 'Mavili Can' diyorum.Can Aydoğmuş'u ilk izlediğimde hemen o gün bir arkadaşımla paylaştım.Ve daha sonra telefon görüşmelerimizde Can'ın kulağını o kadar çok çınlattık onu o kadar çok rehber benimsedik ki birbirimize anlatırken kimden bahsettiğimiz anlaşılsın diye mavili vardı ya hani işte o öyle dedi vb. cümleler kurarken bizim Mavili Can'ımız oldu.Ayrıca mavinin huzuruna mutluluğuna hep inanırım.Mavi benim hiç değişmeyen renk zevkimde en pozitiflik yüklü olanı.
Bu kitabı kesinlikle okumanızı,Can Aydoğmuş'u,ve John Of God'ı kesinlikle araştırmanızı tavsiye ediyorum.
     Her günün bizi yeni güzelliklerin beklediğini unutmayın...iyi haftalar :)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Artemis & Orion

     Hep yunan mitolojisine karşı bir ilgim olduğunu belirtip fırsat buldukça sizlere hikaye anlatıyorum.Hayal dünyasını çalıştırdığını da düşünüyorum.İşin içine girerseniz böyle olduğunu görürsünüz :) Ben bugün birazcık Artemis'ten bahsedeceğim sizi sıkmadan.Ama ondan önce:Umarım ay seyriniz güzel geçmiştir.Ay sembolik bir şeydi asıl demek istediğimi bir önceki yazımı okuduysanız anlamışsınızdır.:)Konuyu çok dağıtmadan Artemis'i anlatıp alış veriş önerilerimi bir sonra ki yazıya bırakacağım.      Artemis Zeus ve Leto'nun kızı olarak doğmuştur.Erkek kardeşi Apollo'nun doğumunda annesine yardım etmiş ve çektiği acıyı görünce bakire kalmaya,evlenmemeye yemin etmişti.Artemis ay,Apollon ise güneş tanrısıdır.İkiside ok ile tasvir edilir.Ok güneş ve ayın ışınları anlamına gelir.Artemis adına çeşitli kültler görürsünüz şaşırmayın.Bakire olmasına rağmen doğurganlığın ve bereketin sembolü olarak da nitelendirilir.Ayrıca av tanrıçasıdır.Aynı zamanda bakire olan Arte...

Dünya Kahve Günü

     Tüm kahve sevenlere merhaba :) Bugün günün anlam ve önemine uygun olarak size tabii ki kahvenin tarihinde kısaca bahsetmek istiyorum.      Kahve araştırmacılara göre 14. yy başlarında Yemen ( Etiyopya ) da keşfedilmiş ve tüm dünyaya yayılmış. Nasıl mı ? Khaldi isimli bir çoban keçilerini güderken keçilerin bir ağacın meyvesini yediğini fark ediyor. Bir süre sonra keçilerin neşeyle oynadığını ve uyumadığını fark edip hemen Yemen asıllı Şazili isminde ünlü bir dervişe gidip durumu bildiriyor.Derviş başta bu meyvenin zararlı olduğunu söyleyip meyveleri toplayıp ateşe atıyor ve etrafa o bildiğimiz enfes kahve kokusu yayılıyor.Daha sonra bu durum Şazili'ye ve Khaldi'ye ilham veriyor ve kahvenin öz tadını alabilmek için suda kaynatıyorlar.Ve bizim şuan içtiğimiz halini alıyor.Eski kaynaklarda ekmek içine konarak yendiğini  de görüyoruz.Şazili bunu içtikten sonra enerjik olduğunu ve uykusunun gelmediğini görür ve ayinlerin olduğu günler bu içeceği içere...

Bir Parça Temizlik

     Selam Millet :)      Bugün size hepimizin zaman zaman yapması gereken kozmetik temizliğimden bahsedeceğim.Hazır haftasonuna girerken tazelenelim.Şimdi öncelikle bir kaç favori vazgeçilmez ürünümden bahsedeyim.Normalde fazla makyaj yapan biri değilim ama yapıyorsam kesinlikle rimel vazgeçilmez parçam oluyor.Ve göz ürünlerinde hassas biriyimdir neredeyse tüm markaları ve çeşitlerini denedim sayılır en sevdiğim Deborah'ın rimeli. Kirpiklerde topaklanma yapmıyor kaskatı yapıp dökmüyor ve cidden uzun süreli kullanabilirsiniz.Ve yine makyajımın vazgeçilmezi ki eminim hepimizin öyledir tabii ki ruj. Rujda dikkat ettiğim nemliliği koruması.Ve bu konuda da Flormar'ın aleoveralı rujları geçen yıldan beri çantamdan eksik etmediğim ürünler arasında. Aslına bakarsanız ben tam bir Flormar'cıyım.Cildim eskiden çok yağlıydı. Daha sonra bir markanın tanıtım reklamlarına kanarak ne kadar cilt ürünü varsa aldım. Ki şunu belirtmek istiyorum ben diğer hemcinslerim gibi sa...